Hristiyan düşmanlığı (Yunus Ünlü)

Hristiyan düşmanlığı (Yunus Ünlü)

8 Ocak günkü “Hristiyan Bülteni’nde” okuduğum aşağıdaki yazı, bazı zavallıların çok basit olayları çarpıttıklarını, kötüye yorduklarını, başka dinlere ve o başka dinlere mensup olanlara asla yaşama hakkı vermemelerine şaşıyorum. Bu insanlar neden Hıristiyan düşmanı oldular? Aşırı İslam, tutucu ve genelde de cahil kesimden olanlar arasındakilerde görüyorum bu Hıristiyan düşmanlığını… Daha doğrusu Müslüman olmayanlara düşmanlık ve kin beslemelerini… Müslümanlar arasındaki mezhep tartışmaları beni ilgilendirmiyor.

Giresun merkez Çınarlar Mahallesi’nde 19. Yüzyılın başlarında yapılan “Katolik Kilisesi” 1967 yılında çocuk kütüphanesine çevrilmiş ve 2001-2002 yılında “Kültür Bakanlığınca” restore edilmiş ama dini figürlere dokunulmamış yani kaldırılmamış.

19 ncu yüzyılın başına yapılan bina bir “kilise”. Yani Tanrı’ya dua edilen kutsal bir yer. Kim bilir ne kadar Hıristiyan bu kutsal yerde Tanrı’ya dua etmiş, yüceltmiş, vaftiz olmuş, evlenmiş, cenaze ayini yapılmıştır. Peki sonra? Cemaat ne oldu? Bu kilise inşa edildiğine göre orada bir cemaat vardı. Ne oldu bu cemaat? Buhar olmadı ya? Ya mübadele oldu, ya da doğup büyüdükleri topraklardan yani anavatanlarından sürüldü… Belki geride kalan birkaç Hıristiyan da öldürüldü? Ama esas olan o binanın bir kilise yani kutsal bir yer olduğu. Kilisede de kutsalların resimleri, ikonaları ve pek tabii ki Haç tasvirleri de olacaktır. Bu binaya saygı gösterilmesi gerekir. Burası Tanrı’nın evidir, Tanrı da tüm insanları kardeş olarak yarattığına göre Hıristiyanlar da Tanrı tarafından yaratılan dünyadaki tüm insanlarla kardeştir. Tanrı Musa’ya verdiği “on emirde” de “komşunu kendin gibi seveceksin” diye buyurmuş. O halde bu kardeşine “Hıristiyan” diye düşmanlık beslememen lazım. Tabii bu da senin insanlığına, Tanrı’ya olan imanına bağlı.

Genelde kiliseler camiye çevrilirken, bu bina camiye değil kütüphaneye çevrilmiş. Kütüphane bir ilim irfan yuvasıdır. 1967 yılından beri binlerce çocuk buradaki kitaplardan istifade etmiş, ders çalışmış, bilgi edinmiş. Tanrı’nın evi ilim irfan yuvası olmuş. Bu güzel. Ama itiraz kilisedeki haç, tasvirler, Peygamber Davut’un yıldızının imha edilmemesi. Sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Kültür Bakanlığı, sonradan kütüphane olan bu tarihi kiliseyi restore etmiş 2002 yılında. Yazıda neden ve nerelerinin restore edildiği yazılmamış ancak tasvirlerin ve haçın yerinde durmasından şikâyet ediliyor. Şikâyet sebebi de tarihi kilisedeki tarihi kutsal tasvirlerin imha edilmemesi, Müslüman ana-babadan doğan Müslüman çocuklarda Hıristiyanlık sempatizanlığı yaratmasıdır. Çocukların kafalarının karışmasıdır. Bu çocuklar, kütüphaneye çevrilmiş olan o tarihi kiliseye giderlerken, kiliseye mi gidiyorlar yoksa kütüphaneye mi? Bunu oraya giden çocuklara yolda sorsanız; “kütüphaneye” gittiklerini söyleyeceklerdir. O yaşlardaki çocuklarda fesat düşünceler yoktur, oraya ne niyetle gittiğine bağlıdır ve gideceği yer de kütüphanedir. Ama kütüphanenin pencerelerinde Hıristiyanların dinince kutsal haç ve tasvirlerin bulunması onları hiç ilgilendirmez. O tasvirlere bakmakla Hıristiyan da olunmaz. O çocuklar bu tasvir ve haç hakkında evde soru sorduklarında verilecek olan cevabınız esastır. Onları yalan yanlış bilgilendireceğinize doğruyu söylemeniz çok daha yerinde olur. Neden mi? Küçücük beyinlerine Hıristiyan düşmanlığı soktuğunuzda bu çocuklar hayatları boyunca bu hisleri unutmayacaklar, düşmanlık göstereceklerdir. Bu ne işe yarayacaktır? Bu çocuklar Tanrı’nın evlatları değiller mi? Ya karşılaşacakları Hıristiyan çocuklar veya insanlar? Onlar da Tanrı’nın evlatları değiller mi? Tüm insanları “Tanrı” yaratmadı mı? Tanrı’nın yarattığı insanlar arasında düşmanlık yaratmak hiçbir dini inançta yoktur. O halde, böyle davranmakla, hoş görü sahibi olmamakla Tanrı’ya karşı gelmiyor musunuz? Sormak isterim; Müslümanlıkta hoş görü yok mu? Tanrı’nın yarattığı diğer insanlara düşman gözle bakmak var mı? Bu çocukları böyle Hıristiyan düşmanı olarak yetiştirirseniz, bunlar Hıristiyan mezarlıklarına, kiliselerine zarar vermezler mi? Ya büyüdüklerinde? Rahip Sartoro’yu öldürenler gibi mi olsun istersiniz? Bu Tanrı’nın hoşuna mı gidecek? Veya Malatya’daki katliamı azmettiren devlet güçlerinden veya gizli devletten biri mi olsun istersiniz? Nereden tutarsanız tutun Tanrı’nın verdiği canı almak ancak Tanrı’ya aittir. Cinayet hiçbir dince makbul değildir. O halde öz çocuklarınıza bu kini, bu düşmanlığı aşılamak niye? O kütüphanenin pencerelerindeki tasvirler nedeniyle hiçbir çocuk Hıristiyan olmamıştır. Ama hiçbir kiliseye gitmemiş, Müslüman ana-babadan doğan sonradan Mesih İsa’nın çağrısını duyup Hıristiyanlığı kabul eden o kadar çok insanlar var ki… Buna ne dersiniz? Hıristiyanlığa geçen bu insanlar Giresun’daki kütüphaneyi bilmezler, görmemişlerdir bile. Ama vaftiz olmuşlar. Sayılarını ben bilemem ama rakamlar küçümsenmeyecek kadar büyüktür. Bu arada, Müslüman erkeklerle evlenen Hıristiyan bayanlardan Müslüman olanlar da var, bilhassa Almanya’da. Şimdi ben onlara kötü mü demeliyim sizce? Bırakalım Tanrı çocukları istedikleri dine inansınlar, yeter ki dindar olsunlar. İnsanlığa yararlı olsunlar. Ben doğduktan sonra vaftiz oldum. Hıristiyan olarak büyürken, mahalledeki çocukların başka dinden olduklarını anlayıp anneme danıştığımda; onların Müslüman olduğunu ama kötü olmadıklarını anlattı. Ben böyle büyüdüm. Mahallemiz nezih bir muhit olduğundan kiliseye gittiğimizi saklamadan açıkça söylediğimizde; “Allah kabul etsin” derlerdi. Hatta “bizim için de dua edin” veya “bizim için de bir mum yakın” diyenler de. Yazımın başında da değindim, bu bir hazım, hoş görü ve kültür meselesidir.

Dinler arası diyalog gerekli, ben buna inanıyorum. Ama bu toplantılara katılanların da hoşgörülü, kültürlü olması ve Hıristiyan düşmanı kişiler olmaması gerekir. Özellikle de dini bilgilerinin tam ve hurafelerle dolu olmamalı.

YUNUS ÜNLÜ

(Visited 1 times, 1 visits today)