HRİSTİYAN GAZETE


TÜM MEZHEPLER, TÜM ETNİK KÖKENLER İÇİN HABERLER, DUYURULAR, TANITIMLAR VE ARŞİV


Hakkımızda | Editörden | Köşe Yazarlığı | Hristiyanlık Forum | İsa Mesih | Hristiyanlık | İncil | Hristiyan Olmak | Chat Sohbet | İncil TV | Facebook | Twitter | Youtube | Google +




GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Email adresinizi yazıp "abone ol" tuşuna basınız, açılan pencerede göreceğiniz harfleri kutucuğa yazıp onaylayınız. Daha sonra email adresinize bir onay emaili gönderilecektir. Bu onay emailindeki linke tıkladıktan sonra aboneliğiniz başlayacaktır. Eğer email bülteni aboneliğinde sorun yaşıyorsanız; hristiyannet@gmail.com adresine email atınız.


SİTE İÇİ KELİME ARAMA MOTORU


Kürtaj dini bir mesele midir? (Oral Çalışlar)





Tarih: 01/06/2012

Kategori: Raporlar ve Belgeler, Yazarlar


Kürtaj dini bir mesele midir? (Oral Çalışlar)

Kürtajı dini bir mesele haline getirirseniz ve dini yorumu kamusal alana taşırsanız dindar olmayanlar, inanmayanlar ne yapacaklar?

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, kurumunu, kürtaj ve sezaryen konusunda bilirkişi makamı gibi gören bir yaklaşımla ‘tutum belirlemek amacıyla Diyanet İşleri Yüksek Kurulu’nu görevlendirdiklerini’ açıkladı. Yakında bu konuda yapılacak geniş ve kapsamlı bir değerlendirmeye kavuşacağımzı öğrenmiş olduk.

Bu kurul ne yapacak? Herhalde İslam’ın temel kaynaklarına başvurarak, İslam dini açısından kürtajın ve sezaryenin yasak olup olmadığını, bu konulara nasıl yaklaşılması gerektiğini belirleyecek.

Böyle bir araştırma “Dinimiz bu konuda ne diyor?” diye düşünenler için anlamlı olabilir. Öte yandan Diyanet İşleri Başkanı’nın bu konudaki açıklaması eğer gazetelerde önemli bir gündem maddesi haline geliyorsa üzerinde düşünmemiz gereken başka bir durum söz konusudur…

Ana gündem maddelerinin sadece dini referanslar üzerinden tartışılabildiği bir ortam normal midir?

AK Parti, İslami referansları güçlü siyasetçiler tarafından kuruldu. Başbakan, dindar bir kimliğe sahip. Yönetenlerin ağırlıklı olarak dini referans alma alışkanlıkları öne çıkıyor.

Din ve kamusal alan

‘Dini referans’ o dine inanan kişinin özel dünyasında bir anlam taşıyabilir. Ancak bu referanslar ‘kamusal alan’ı yönlendirmeye başlar, orada belirleyici hale gelirse tartışma toplumsal sözleşmeyi bozabilecek bir düzleme geçer.

Bu ‘ikilem’, dünyanın birçok yerinde yaşanıyor. Örneğin Katolik Hıristiyanlar boşanmayı yasaklamaktan yana bir eğilim gösterdikleri gibi, kürtajın da yasaklanmasını savunuyorlar. Nitekim, Avrupa’da kürtajın tamamen yasak olduğu iki ülke de koyu Katolik nüfus çoğunluğuna sahip bulunan Malta ve İrlanda. Malta’da düne kadar boşanma da yasaktı.

Diyanet müdahil olursa

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “Kürtajı ele alacağız” açıklaması işte böyle bir bağlamda anlam kazanıyor ve kafalarda kaçınılmaz olarak soru işaretlerine yol açıyor.

Kürtaj, dindarlar için bir inanç konusu olabilir, buna bir diyeceğimiz olamaz. Ancak kürtaj pratikte bir kadın sağlığı konusudur ve asıl olarak bireysel alanla ilgilidir. Hamile kalan bir kadın, müdahaleye uygun olan belli bir aşamada o çocuğu istemeyebilir. Partner sıfatındaki erkeğin de konuya ikincil derecede müdahil olması mümkündür. Devlet, kadını doğurmak istemediği bir çocuğu doğurmaya zorlayamaz. Bu her şeyden önce fiziksel olarak imkânsızdır. En temel insan haklarına da aykırıdır. Yasakçı bir yaklaşım izlerseniz kadını yasadışı yollara zorlamış olursunuz.

“Allah’ın verdiği canı ancak Allah alabilir” yaklaşımı anlaşılabilir, birey inancı gereği böyle bir duruş sergileyebilir. Nitekim “Kürtaj cinayettir” diyen anlı şanlı köşe yazarlarını okuyup, Başbakan’ı dinleyip duruyoruz. ‘Devlet’i ise somut gerçeklik bağlar, tıbbi gerçekler bağlar, hukuk bağlar, temel ve evrensel insan hakları bağlar.

Ayrıca kaçınılmaz olarak şu soru da önümüze çıkıyor: Kürtajı dini bir mesele haline getirirseniz ve dini yorumu kamusal alana taşırsanız dindar olmayanlar, inanmayanlar ne yapacaklar, tartışmanın neresinde yer alacaklar, onları hangi ilkeler yönlendirecek?
Sezaryen ise daha değişik bir konu. Sağlık Bakanı son üç yıldır sezaryenle doğumun azaldığını belirtti. O zaman Başbakan neden bu kadar celallendi? Toplum içinde gerginlikler yaratma, hatta toplumun sosyal ve kültürel yapısını değiştirme potansiyeli yüksek konuların, rasgele ve hiçbir ön hazırlık yapılmadan ortaya getirildiği bir süreçten geçiyoruz…

Bazı kesimlerin iddiasına göre; Uludere konusunda net bir tutum alamayan Başbakan, gündemi değiştirmek amacıyla böyle bir yola başvuruyor (Yeni Şafak yazarı Ali Akel’in Uludere eleştirisi nedeniyle başına gelenler, ciddi ve yeni bir kırılmaya işaret ediyor).
Hedef ‘gündem değiştirme’ de olsa, ‘Cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlık’ da olsa, bizzat Başbakan’ın konuşmalarıyla tırmanan bir huzursuzluğun yaygınlaştığı günler yaşıyoruz.

ORAL ÇALIŞLAR / RADİKAL




















Sitedeki içeriklerden içerik sahipleri sorumludurlar, bir yazının sitemizde yayımlanmış olması; sitemizin ilgili yazıyı onayladığı ya da desteklediği anlamına gelmez.